Birlikte geçirilen yıllar, paylaşılan rutinler ve tekrar eden günlük yaşam içinde partnerimizin ne söyleyeceğini, ne düşüneceğini ya da nasıl tepki vereceğini bildiğimizi düşünebiliriz.
Bir süre sonra merakın yerini varsayımlar almaya başlayabilir.
“Onu zaten tanıyorum.”
“Ne düşündüğünü biliyorum.”
“Buna nasıl tepki vereceğini tahmin edebiliyorum.”
Oysa insan sabit değildir. Zamanla değişir. İhtiyaçları, hayalleri, kaygıları, beklentileri ve öncelikleri dönüşebilir. Bu nedenle uzun süreli ilişkilerde önemli olan yalnızca partnerimizi tanımış olmak değil, onu tanımaya devam etmektir.
Gottman yaklaşımında partnerin iç dünyasını tanımak
Gottman yaklaşımında bu konu “Aşk haritaları” kavramıyla ele alınır. Aşk haritaları, partnerimizin iç dünyasına sahip olduğumuz bilgiyi ifade eder. Onun şu sıralar neler yaşadığını, nelere önem verdiğini, hangi konularda zorlandığını, nelerden keyif aldığını, hangi hedeflerin peşinde oluğunu bilmek bu haritanın parçalarıdır. Ancak bu harita bir kes oluşturulup tanımlanan bir şey değildir. Çünkü partnerimiz değiştikçe onun dünyasına dair bildiklerimizin de güncellenmesi gerekir. Bir dönem kariyer onun için çok önemliyken başka bir dönemde ailesi, sağlığı ya da kişisel gelişimi ön plana çıkabilir. Bir zamanlar heyecan duyduğu şeyler değişebilir. Yeni korkular geliştirebilir. Yeni hayaller kurabilir. Yakınlık tam da burada başlar: Partnerimizin değişen dünyasına merak göstermeye devam edebilmekte.
“Günün nasıl geçti?” bazen yeterli olmayabilir
Gündelik ilişkilerde iletişim çoğu zaman işlevsel hale gelir.
“Markete uğradın mı?”
“Faturayı ödedin mi?”
“Yarın kaçta geleceksin?”
“Çocukları kim alacak?”
Bu konuşmalar yaşamı sürdürmek için gereklidir. Ancak ilişkinin duygusal tarafını beslemek için her zaman yeterli olmayabilir.
Partnerin iç dünyasına yaklaşmak için bazen biraz daha merak gerekir.
Örneğin yalnızca:
“Günün nasıl geçti?” demek yerine şunu sorabiliriz:
“Son zamanlarda aklını en çok ne meşgul ediyor?”
“Şu sıralar hayatında en çok neye ihtiyaç duyuyorsun?”
“Benim henüz bilmediğim bir hayalin var mı?”
Bu soruların amacı partnerimizi sorgulamak değildir. Amaç, onun iç dünyasına hala ilgi duyduğumuzu gösterebilmektir.
Tanımak ile tanımaya devam etmek arasındaki fark
Uzun ilişkilerde sık karşılaşılan yanılgılardan biri şudur:
Birini uzun süredir tanıyor olmak, onu bugün de aynı şekilde tanıdığımız anlamına gelmez. Partneriniz üç yıl önceki kişi değildir. Siz de değilsiniz. Bu nedenle ilişkinin canlı kalabilmesi için iki kişinin de birbirlerinin yeni hallerini fark etmeye açık olması gerekir. Bazen partnerimizdeki değişimi ancak büyük bir olay olduğunda fark ederiz. Oysa çoğu değişim sessizce gerçekleşir.
Bir süredir daha yorgundur.
Yeni bir konuda endişelenmeye başlamıştır.
Eskiden önem verdiği bir şey artık ona anlamsız geliyordur.
Merak, bu değişimleri fark edebilmenin yollarından biridir.
Yakınlık bazen iyi bir soru sormakla başlar
İlişkide yakınlığı artırmak için her zaman uzun sohbetler ya da büyük romantik planlar gerekmez.
“Bugün seni en çok ne zorladı?”
“Bu aralar kendinle ilgili ne düşünüyorsun?”
Merak yalnızca soru sormak değildir. Verilen cevaba gerçekten alan açabilmektir.
Partneriniz hakkında bugün ne kadar bilgi sahibisiniz?
Kendinize küçük bir soru sorabilirsiniz?
Partnerinizin şu anda en büyük kaygısını biliyor musunuz?
Şu sıralar onu en çok neyin heyecanlandırdığını?
Yakın geleceğe dair en önemli hedefini?
Son zamanlarda en çok hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunu?
Bu soruların bazılarına cevap verememek ilişkinizde bir sorun olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, yeniden merak etmek için bir davet olabilir. Çünkü yakınlık, birini bir kez tanımakla tamamlanan bir süreç değildir.
Yakınlık, birbirimizi yeniden ve yeniden keşfetmeye istekli kaldığımız sürece gelişmeye devam eder.
