Hayatımızın pek çok alanında kontrol sahibi olmak isteriz. Geleceğimizi planlamak, ilişkilerimizin nasıl ilerleyeceğini bilmek, olası sorunları önceden tahmin etmek ve beklenmedik durumlara hazırlıklı olmak bize güven verebilir. Ancak bazen bu ihtiyaç, yaşamımızı kolaylaştıran bir beceri olmaktan çıkarak zihnimizi sürekli meşgul eden bir çabaya dönüşebilir. Peki, neden bazı durumlarda her şeyin kontrolümüz altında olmasına ihtiyaç duyarız? Kontrol edemediğimiz şeyler neden bizi bu kadar huzursuz eder?
Kontrol İhtiyacının Altında Ne Yatar?
Kontrol ihtiyacı, çoğu zaman insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olan güvenlik arayışıyla ilişkilidir. Zihnimiz, belirsiz durumları öngörebilmek ve olası tehditlere karşı hazırlıklı olmak ister. Çünkü neyle karşılaşacağımızı bilmek, kendimizi daha güvende hissetmemize yardımcı olabilir. Ancak yaşamın doğasında belirsizlik vardır. İnsanların davranışlarını, gelecekte yaşanacak olayları veya karşılaşabileceğimiz tüm olasılıkları önceden bilmemiz mümkün değildir. Özellikle belirsizliğe tahammül etmekte zorlandığımız dönemlerde, kontrol etme davranışlarımız artabilir. Sürekli plan yapmak, ihtimalleri tekrar tekrar değerlendirmek veya her şeyin yolunda olduğundan emin olmaya çalışmak, kaygımızı kısa süreliğine azaltabilir. Fakat bu rahatlama her zaman kalıcı olmaz. Zihnimiz, yeni bir belirsizlikle karşılaştığında yeniden kontrol arayışına girebilir.
Geçmiş Deneyimlerimiz Kontrol İhtiyacımızı Etkiler mi?
Kontrol ihtiyacımızın şekillenmesinde geçmiş yaşantılarımız da rol oynayabilir. Özellikle öngörülemez, tutarsız veya güvensiz olarak deneyimlenen ortamlarda büyümek, bazı bireylerde belirsizliğe karşı daha yüksek bir hassasiyet gelişmesine katkıda bulunabilir.
Böyle durumlarda kişi, kontrol sahibi olmayı yalnızca bir tercih olarak değil, kendini güvende tutmanın bir yolu olarak öğrenmiş olabilir. Ancak her kontrol ihtiyacının temelinde olumsuz bir çocukluk deneyimi bulunmaz. Kişilik özellikleri, öğrenilmiş davranışlar, mevcut yaşam koşulları ve stres düzeyi de kontrol arayışımızı etkileyebilir.
Kontrol Etmeye Çalıştıkça Neden Daha Fazla Kaygılanırız?
Kontrol davranışları bazen kaygıyı sürdüren bir döngünün parçası haline gelebilir.
Örneğin gelecekte yaşanabilecek bir sorun hakkında sürekli düşünmek, kişiye o soruna hazırlandığı hissini verebilir. Fakat her olasılığı değerlendirmeye çalışmak, zihnin yeni riskler ve belirsizlikler üretmesine de neden olabilir. Böylece kişi, kendini güvende hissetmek için daha fazla kontrol etmeye ihtiyaç duyabilir. Bu durum zamanla karar vermekte zorlanma, zihinsel yorgunluk, mükemmeliyetçilik ve ilişkilerde gerginlik gibi deneyimlerle kendini gösterebilir. Buradaki önemli ayrım, bir duruma hazırlanmak ile tüm olasılıkları kontrol etmeye çalışmak arasındaki farktır.
Kontrol Edebileceklerimiz ve Edemeyeceklerimiz
Psikolojik esneklik, yaşamımızdaki her şeyi kontrol edebilmekten değil, kontrol alanımızın sınırlarını fark edebilmekten de beslenir. Kendi davranışlarımız, seçimlerimiz, çabamız ve olaylara verdiğimiz yanıtlar üzerinde belirli ölçüde etkimiz vardır. Ancak başkalarının düşüncelerini, duygularını, geçmişte yaşananları veya gelecekte karşılaşacağımız tüm durumları kontrol edemeyiz. Bu ayrımı fark etmek, belirsizlik karşısında tamamen çaresiz olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, enerjimizi gerçekten etkileyebileceğimiz alanlara yönlendirmemize yardımcı olabilir. Mindfulness temelli yaklaşımlar bu noktada önemli bir bakış açısı sunar. Farkındalık, yaşadığımız her duygu ve düşünceyi değiştirmeye çalışmadan onları gözlemleyebilmeyi, belirsizlik karşısında otomatik tepkilerimizi fark edebilmeyi ve daha bilinçli yanıtlar geliştirmeyi destekler.
Kontrolü Bırakmak Vazgeçmek midir?
Kontrolü azaltmak çoğu zaman yanlışlıkla umursamamak, sorumluluk almamak veya her şeyi akışına bırakmak olarak yorumlanabilir. Oysa burada söz konusu olan, sorumluluklarımızdan vazgeçmek değil; değiştiremeyeceğimiz durumlarla mücadele etmek için harcadığımız çabayı fark etmektir. Her şeyin istediğimiz gibi ilerlemeyeceğini kabul ederken yine de değerlerimiz doğrultusunda seçimler yapabilir, planlar oluşturabilir ve yaşamımızda aktif bir rol üstlenebiliriz. Bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla kontrol değil, belirsizlikle birlikte yaşayabilme becerimizi geliştirmektir. Çünkü psikolojik iyi oluş, yaşamın tüm koşullarını kontrol edebilmekten çok, değişen koşullar karşısında kendimize nasıl eşlik edebildiğimizle de ilişkilidir.
