
Sinir sistemimiz, duygularımız ve davranışlarımız arasındaki görünmez döngü
Bir mesaj geliyor. Okuyorsunuz. Bir anda içiniz sıkılıyor. Henüz hiçbir şey söylemediniz ama zihniniz çoktan bir hikâye yazmaya başladı: “Bana kızmış. Yine beni anlamıyor. Neden hep böyle oluyor?”
Bedeniniz geriliyor, duygu yükseliyor ve siz belki de hiç istemediğiniz bir cümleyi söylüyorsunuz. Sonra mesajın aslında düşündüğünüz gibi olmadığını fark ediyorsunuz. Ama o an çoktan yaşandı.
İşte otomatik pilot böyle çalışır.
Bazen yaşadığımız olaydan çok, zihnimizin ona verdiği anlam bizi harekete geçirir. Geçmişte öğrendiklerimiz, alışkanlıklarımız ve bedenimizin verdiği tepkiler devreye girer. Ve biz çoğu zaman seçtiğimizi sanarak tepki veririz.
Mindfulness ise tam burada küçük bir alan açar. Bir nefes… Bir duraklama… “Şu anda bende ne oluyor?” demek.
Belki öfkeyi fark etmek. Belki bedenindeki sıkışmayı. Belki zihninin yine aynı hikâyeyi anlattığını görmek.
Çünkü fark ettiğimiz anda, otomatik tepki ile vereceğimiz cevap arasında bir seçim alanı oluşur.
Jon Kabat-Zinn’in ifadesiyle mindfulness; “şimdiki ana, bilinçli ve yargılamadan dikkat etmektir.”
Belki de mesele hayatı kontrol etmek değil; hayatın içinde olup biteni gerçekten fark ederek yaşamaktır.
Otomatik pilottan çıkıp yeniden direksiyona geçmek… 🌿
Klinik Psikolog & Mindfulness Eğitmeni
Sema Kılıç
